MAKALELER

AİLE İÇİ İLETİŞİM
AİLE İÇİ İLETİŞİM

AİLE İÇİ İLETİŞİM
İLETİŞİM; Bir tanıma göre iletişim : “ Genel olarak insanlar arasındaki düşünce ve duygu alışverişi olarak ele alınmaktadır.”  Diğer bir tanıma göre bizim başkalarının bizi anlaması sürecidir.
“ İletişim iki birim arasında birbirleriyle ilişkili masaj alışverişidir.” Bu tanıma göre “birim” den kasıt insan, hayvan, makine dir ve iletişimin sadece insanlar arasında olmadığına işaret eden en güncel tanımdır.”
AİLE YAŞAMI; Bize ilk duygusal dersleri veren okuldur. Kendimizi nasıl göreceğimizi, başkalarının bizim isdeklerimize ne şekilde tepki verebileceklerini umutları, korkuları,nasıl anlayıp ifade edebileceğimizi öğreniriz. Kendi değerimizi veya değersizliğimizi, hayata karşı olan güvenimizi veya güvensizliğimizi çok küçük yaşlarda aile içindeki iletişimden aldığımız derslerle oluştururuz.
Günümüzde pek çok aile çocukları ergen yaşa geldiklerinde aralarında bir iletişim eksikliği olduğunu farkederler. Ancak çoğu aile bunun çocukluktan yada dış faktörlerden kaynaklşandığını düşünerek çözümü yanlış yerde arar. Oysa iletişim kurma şeklini yada kurmamayı bebek yaştan itibaren aile öğretmiştir. Çocuklarda davranışın geri bildirimini büyüdükçe aileye çocuklar suçlamayı, utandırılan ve yargılanan çocuklarda kendilerini şuçlamayı ögrenirler. Olumlu davranışların dile getirildiği ailelerde ise çocuklar takdir etmeyi öğrenirler.
Evin dışında ne olursa olsun, okul, tv programları, arkadaşlar, bir anne-babanın sürekli ve tutarlı bir şekilde kullandığı nazik sözler ve diğer iletişim şekillerinin önüne geçemez. Ancak ilede zayıfı yetersiz, olumsuz bir ieltişim varsa, dış faktörler tabi ki öncelik kazanacaktır. Zaten ailede böyle bir durumu çok geç fark edecektir. Günümüzde çok sık rastlanan bir örnek anne-babanın yoğun iş hayatı veya stresli dönemlerinden dolayı, başta çocugun bilgisayarla vakit geçirmesi ebeveyn tarafından bir avantaj olarak görülürken uzun vadede bigisayar bağımlısı içine kapanık bir çocuk yaratabilmektedir. Olması gereken aile içi iletişimin yerini bilgisayar,zararlı alışkanlıkları olan bir arkadaş öfke veya uyuşturucu olabilmektedir.
Çocuk ve aile arasında üç yönlü bir iletişim vardır. Duygusal, sözsel ve dokunsal iletişim. Bebek doğduğu andan itibaren bu üç iletişim şekline de açıktır. Özellikle duygusal ve fiziksel temaslar tahmin edilenden çok çoçuğun duygusal kayıtlarına geçer. Çocuklarımızla fiziksel temasta bulunmak, okşamak, sarılmak, öpüşmek bizim her zaman  doğal halimiz olmalıdır. Beden dilimizin sevgiye güveni ifade ediş şeklini kullandığımız sözlü iletişimimizle de uyum içinde olmalıdır.
SAĞLIKLI BİR AİLEDE SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ
- Duygu ve düşünceler olduğu gibi, abartılmadan ortaya konulmalıdır. ( Bu tutuma kendine güvenli ve kendine saygılı tutum diyoruz. Bu tutum içinde olanlar hem kendilerine hem de başkalarına saygı gösterirler.
- Sorunlar şimdiki bağlam içinde ele alınmalı ve eski birikimler işin içine sokulmamalıdır.
- Kesinlikle  öğüt verme kullanılmamalı, davranışlar somut bir biçimde ayrıntılı olarak ele alınmalıdır.
- Yargılamaya gidlmemeli, kişiler kendi duygu ve düşüncelerini ifade edebilmelidirler.
- Duygu ve düşünceler, ne az ne eksik, olduğu gibi ifade edilmelidir; karşısındakinin ne beklediğine yada en mükemmel olması gerektiğine göre ifadeler aranmamalıdır.
- Kanunun özü ile  ilgili konuya ilişkin olmayan ayrıntılar birbirinden ayırt edilmelidir. Örneğin; siz çocuğunuza “ 2 saat geciktin” dediğinizde, çocuğunuz size “ hayır 1 saat 45 dakika geciktim dememelidir.”
- Sorun çözmede etkin dinleme kullanılmalıdır.
- Belirli bir zaman konusu içinde ancak bir çatışma üzerinde durulmalı, başka çatışma konuları çatışmamaya katılmamalı örneğin; Hem geç kalıyorsun hemde bana yardım etmiyorsun” diyerek iki konuyu birden ortaya atmamak garekir.
- Birinin haklı çıkması yerine her iki tarafın da anlaşabileceği bir çözüme yönelmek grekir. “ ben haklıyım, sen yanlış haraket ediyorsun “ tarzında davranmamak gerekir.
SAĞLIKSIZ AİLEDE GİZLİ KURALLAR
Sağlıksız ailede kurallar bilinçaltındadır.Gizli ve açığa çıkmamıştır. Bu kuralları kimse tartışamaz.
- DENETLEME: Çocuk duygu ve düşüncelerini ifade ederken hep korku içindedir. Yada duygularını ifade edemez, bastırır. Söyleyeceklerini hep önceden kestirmek, zorundadır. Kendiliğinden ortaya çıkan davranış kötüdür, effedilemez. Bu tür ailelerde sağlıklı bir güven ortamı söz konusu değildir.
- MÜKKEMMELLİYETÇİLİK:  Yapılan her işte, girilen her sınavda kişinin mükemmel olması gerekir. Herşey göstermeliktir, başkasının beğenmesi için yapılır. Mükemmelliyetçilik kişinin kendi gerçeğinin hiçbir değeri olmadığını kendi düşünüş ve değerlendirilişinin önemsiz olduğunu ifade eder. Bu ortamda yetişen çocuğun temel duygusu olumsuzluktur. Kendilerini değersiz, yetersiz bulurlar.
- ŞUÇLAMA:  Suçlama olayları olduğu gibi kabul etmenin bir sonucudur. Yapılan suçlamalar herşeyin denetim altında tutulması ğerektiğini ortaya çıkarır. Bu durum ise kişide kaygı ve utanç duygularını yaratır.
- BEŞ TEMEL ÖZGÜRLÜĞÜN İNKARI: Sağlıksız ailelerde kşilerin doğal olarak geliştirdikleri algılama, duygu, düşünce, davranış, arzu ve amaçları inkar edilir. “ İçinden geldiği gibi değil  mükemmeliyetçi kurala uyarak, başkalarının senden beklediği biçimde algıla, duygular düşün, davran, arzu et ve amaç edin “ Bu durum kişinin kendi gerçeğini inkar etmesine neden olur. Böylece kişi tamamen dışa bağımlı, kendi iç dünyasıyla ilişkisi kopuk,robot gibi yaşar. Böylece kişi tamamen dışa bağımlı, kendi iç dünyasıyla ilişkisi kopuk, robot gibi yaşar. Böyle bir kişinin mutlu olmasıda söz konusuda olamaz.
- KONUŞMANIN YASAK OLMASI: Sağlıksız bir ailede özellikle çocukların duygu ve düşüncelerini ifade etmesine olanak verilmez. Bu durum çocuklarda değersizlik duygularına neden olur.
- KÜSKÜNLÜK VE KIRGINLIKLARIN SÜRDÜRÜLMESİ: Aile içinde kırgınlık ve küskünlüklerin sürdürülmesi, kişilerin birbirlerini anlamasını ve sorunun çözülmesini engeller.
- KİMSEYE GÜVENMEME: Sağlıksız bir ailede kimse kimseye güvenmez. Aslında güven var gibi görünsede temelde güvensizlik vardır. Sağlıksız ailede yetişen kişi kimseden saygı ve gerçek sevgi görmediği için kimsenin kendisine yardım edemeyeceğine inanir. Yardım etemk isteyenlerin mutlaka art düşüncesi vardır” diye düşünülür. Sağlıksız ailede yetişen kişilerin kendilerine güveni olmaz. Bu kişiler mutlaka dıştan denetimli bireyler olurlar.
DİNLEME BECERİLERİ
Edilgin dinleme (sessizlik) karşısındakinin konuşmasına olanak verme. Ediigin dinleme kişiye:
- Duygularını duymak isdiyorum.
- Duygularını kabul ediyorum
- Benimle paylaşmak istediğin konuda vereceğin karara güveniyorum.
- Bu senin sorunun sorumlu sensin gibi güçlü mesajları verir.
Kabul ettiğini gösteren tepkiler: Sessizlik iletişimini engellemesine karşın çocuğa kabul izlenimi verir. Ona gerçekten tüm dikkatimizi verdiğimizi göstermeliyiz. Bunu yapmak içinse karşımızdakine sözlü ve sözsüz mesajlar iletmeliyiz. Hı hı, evet ,seni anlıyorum… Gibi sözlü mesajlarla karşımızdakine onu dinliyor hissi vermemiz gerekir.
Konuşmaya açık davet: Çocuklar sorun ve duygularını dile getirmekte güçlük çekerler. Konuşmak için yüreklendirmek isterler. Şu örnek cümlelerle konuşmaya davet sağlanabilir.
- O konuda konuşmak ister misin ?
- Bu olay karşıosında neler  hissettin?
- Bana örnek verir misin ?
- Bu konuda neler düşünüyorsun.
ETKİN DİNLEME: Etkin dinlemede kişinin söylediklerinin gerçek anlamlarının  kavranması gerekir. Etkin dinleme çocukların duygu boşalımına yardım eder. Çocukların duygularını keşfetmelerine yardımcı olur. Etkin dinleme çocukların olumsuz duygulardan korkmamalarına yardımcı eder, anne-baba-çocuk arasındaki sıcak bir dostluk geliştirir. Duyulduğunu ve anlaşıldığını bilmek öylesine hoş bir duygudur ki konuşan dinleyene  karşı bir yakınlık duyar. Çocuklar sevgiye tepki verirler.  Kişi empati kurup doğru olarak dinleyince karşısındakini anlar. Bir anlamda kişi kendisini karşısındaki kişinin yerine koyar. Empati kurmayı öğrenen anne-babalar çocuklarına daha fazla anlayış göstermiştir.
BEDEN DİLİ: Genellikle anne-babalar iletişimde “ sen “ dilini kullanıyorlar sen iletileri duygu ifade etmez. Genellikle emir verme, yargılama, öğüt verme gibi iletişim engellerini içerir. Örneğin;
- Konuşma artık
- Yapmamalısın
- Dersine çalışmazsan
- Yaramazlık yapıyorsun
- Bebek gibisin
- Dikkat çekmek istiyorsun
- Daha iyi öğrenmelisin
Anne-baba çocuk davranışını kabul etmediği zaman o davranış nedeniyle ne hissettiğini çocuğa söylerse ileti “ SEN İLETİSİN’DEN “ “BEN İLETİSİN’E” dönüyor. Yani ben dilinde duygular konuşur.
- Yorgun olduğum zaman canım oyun oynmak istemiyor.
- Eğer buğün çok yaramazlık yaparsan ben çok üzülürümn
- Akşam yemeğini zamanında yapamayacağım diye endişeleniyorum
Gerçektende çocuktan beklediğimiz davranışların oluşmasında “ben dili’nin “ nekadar doğru ve etkili bir iletişim aracı olduğunu göreceksiniz. Ben dilinin çocuğun anne-baba ilişkisinde daha sağlıklıdır. Çünkü ben davranışı değiştirme sorumluluğunu çocuğa devreder.
SORUN ÇÖZME BECERİSİ
Kızgınlık ve öfke duygusu, farkında olunan yada olunmayan çatışmalardan kaynaklanır. Sadece kısa süreli duygusal gerginlikleri değii uzun süreli çatışmaları çözümlemede, yaşamın önemli bir parçasını oluşturur. Çatışmayı çözebilecek değişik yollar düzenli bir biçimde gözden geçirilerek bu gerçekleşebilir.
SORUN ÇÖZMEK İÇİN KULLANILABİLECEK AŞAMALAR:
- Çatışmayı tanıyın , birçok çözüm yolu ortaya koyun, çözüm yollarını değerlendirin.
En iyi çözümde anlaşın, Çözümü uygulamaya koyun, çözümü gözden geçirin. Önemli olan sorunun altında ezilmek yerine her iki tarafında hoşnut edeecek bir çözüme ulaşıncaya kadar yaratıcı bir biçimde sorunla uğraşmak yapıcı çözüm önerileri getirmektedir. Zaten anlatılan tüm bu bilgiler yerine ğeldiğinde ilişkiler daha yapıcı olacak ve karşılıklı olarak birbirini anlama söz konusu olacaktır
 

Sorularınız için bizlere ulaşabilirsiniz

Randevu Al